Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, okul öncesi dönemde erken okuma yazma baskısının uzun vadede akademik motivasyonu düşürebileceği konusunda aileleri uyardı.
Erken Okuma Avantajı İlerleyen Yaşlarda Kapanıyor
Eylül ayının gelmesiyle birlikte ailelerin en büyük endişesi haline gelen erken okuma yarışı, sanılanın aksine uzun vadeli başarı garantisi taşımıyor. Yapılan bilimsel karşılaştırmalar, 5 yaşında okuma öğrenen çocuklarla 7 yaşında öğrenenler arasındaki farkın 11 yaşına gelindiğinde tamamen kapandığını ortaya koyuyor. Hatta geç başlayan çocukların okuduğunu anlama seviyelerinde daha yüksek performans sergilediği görülüyor.
Çocukların gelişim hızlarının benzersiz olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, erken yaşta yoğun akademik baskı gören öğrencilerin dördüncü sınıfa geldiklerinde ders notlarında düşüş yaşandığını ifade etti. Okul öncesi dönemde oyun odaklı büyüyen çocuklar ise öz güven, merak duygusu ve problem çözme kabiliyetleri sayesinde üst sınıflarda çok daha başarılı grafikler çiziyor.
Kalem Tutma ve Öz Kontrol Harflerden Daha Değerli
İlkokula hazırlık sürecinin mekanik bir harf ezberleme maratonu olmadığını vurgulayan Merve Yüksel Kadıoğlu, asıl belirleyici unsurun ince motor becerileri ile duygu yönetimi olduğunu dile getirdi. Kalem tutuşu, makas kullanma kabiliyeti, sınırları boyama disiplini ve sırada bekleme sabrı, ilerleyen yıllardaki matematik ve okuma kabiliyetinin temel göstergeleri sayılıyor.
Sınıfa okuma bilerek başlayan miniklerin derste çabuk sıkıldığını ve motivasyon kaybı yaşadığını hatırlatan Kadıoğlu, bu durumun akran ilişkilerinde dışlanmaya varan sorunlar doğurabileceğine dikkat çekti. Ebeveynlerin çevre baskısıyla hareket etmemesi gerektiğini belirten uzman isim, çocuk kendiliğinden harflere ilgi duymadıkça sürecin zorlamayla bir derse dönüştürülmemesini tavsiye etti.
Okul Başarısını Şekillendiren Temel Dinamikler
Çocukların eğitim hayatına sağlıklı bir başlangıç yapabilmesi, erken yaşlarda kazandıkları zengin kelime hazinesi ve sosyal yönergeleri anlama yetenekleriyle doğrudan kesişiyor. Ebeveyn kaygısının çocuğa performans baskısı olarak yansıması, öğrenme sürecini keşiften çıkarıp onay alma mecburiyetine sürüklüyor.
Eğitim kurumlarının ve ailelerin harf ezberletme odaklı tutumu terk ederek serbest oyun ve keşif alanlarına yönelmesi gerekiyor. Birlikte masal okunan, sohbet edilen ve el becerilerini geliştiren etkinliklerle desteklenen çocukların bilişsel dayanıklılığı artıyor; bu durum ilkokul yıllarındaki tüm akademik sürece kalıcı bir ivme kazandırıyor.



