Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddetin genetik yatkınlık, çevre, stres ve kültürel faktörlerle ilişkisini değerlendirdi. “Doğuştan suçlu yok” dedi.
Şiddet genetik mi? Uzmanı açıkladı
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddet davranışının ortaya çıkmasında genetik yatkınlık, çevresel koşullar, stres ve kültürel faktörlerin etkisini değerlendirdi.
Şiddetin yalnızca biyolojik nedenlerle açıklanamayacağını belirten Tarhan, saldırganlık eğilimiyle ilişkili bazı genetik yatkınlıkların bulunabileceğini ancak bu durumun kişiyi doğrudan suça yönlendirmediğini ifade etti.
Prof. Dr. Tarhan, şiddet olaylarının medyada sık ve yoğun biçimde yer almasının toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Şiddet görüntülerinin tekrar tekrar paylaşılmasının bazı kişilerde duyarsızlaşmaya, bazı kişilerde ise kaçınma davranışına neden olabildiğini belirtti.
Tarhan’a göre bazı gençler gördükleri şiddeti model alabilirken, bazı kişilerde saldırganlık veya depresif belirtiler ortaya çıkabiliyor. Uzman, medyanın farkındalık oluşturma amacı taşırken dahi şiddet içeriklerinin sunum biçimine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.
Günümüzde artış gösteren şiddet türlerinden birinin sosyal şiddet olduğunu ifade eden Tarhan, empati eksikliği, alkol ve madde bağımlılığının şiddet riskini artırabildiğini söyledi.
Toplumlarda utanma duygusunun ve karşılıklı saygının zayıflamasının da saldırgan davranışları besleyebileceğini belirten Tarhan, çocukların başkalarının haklarına, eşyalarına ve sınırlarına saygı göstermeyi erken yaşta öğrenmesi gerektiğini dile getirdi.
Toplumsal çözülmenin temelinde benmerkezcilik ve duyarsızlığın yaygınlaşmasının bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, bireylerin yalnızca kendi ihtiyaçlarına odaklanmasının toplumsal dayanışmayı zayıflattığını belirtti.
Tarhan, farklı kültürlerde ortak bir ahlaki ilke olarak öne çıkan “Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma” anlayışının bugün yeniden önem kazanması gerektiğini söyledi.
Şiddet eğilimlerinin değiştirilebileceğini belirten Tarhan, beynin epigenetik ve nöroplastik özelliklerine dikkat çekti. Bir düşüncenin duygu ve inançla güçlenerek alışkanlığa, uzun süre devam ettiğinde ise kişilik özelliğine dönüşebileceğini ifade etti.
Yanlış düşünce kalıplarının fark edilmesiyle kişinin zihinsel süreçlerini yeniden düzenleyebileceğini belirten Tarhan, alternatif düşünme teknikleri ve stresle başa çıkma becerilerinin şiddet eğilimlerini dönüştürmede etkili olabileceğini kaydetti.
Prof. Dr. Tarhan, özellikle erkeklerde depresyonun zaman zaman öfke ve saldırganlık şeklinde dışa vurulabildiğini söyledi. Erkeklerin duygularını ifade etmek yerine öfke yoluyla dışa vurabildiğini belirten Tarhan, şiddetin bazı durumlarda ruhsal sorunların belirtisi olabileceğini ifade etti.
Küresel ölçekte artan stres seviyesinin de insanlarda sürekli tehdit altında olma hissi oluşturduğunu belirten uzman, stres, madde kullanımı ve ekonomik sorunların öfke davranışlarını tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
“Suç geni” tartışmalarına da değinen Prof. Dr. Tarhan, araştırmalarda saldırganlık eğilimiyle ilişkilendirilen bazı genlerin tespit edildiğini ancak doğuştan suçlu ya da doğuştan psikopat olunmadığını söyledi.
Tarhan, dopamin ve COMT geni gibi bazı genetik özelliklerin kişilerde saldırganlık eğilimini artırabileceğini, ancak bunun tek başına suça yönelme anlamına gelmediğini vurguladı. Genetik özelliklerin bir yatkınlık oluşturabileceğini belirten Tarhan, bu eğilimin nasıl yönlendirileceğinde çevrenin, eğitimin ve kişinin iradesinin önemli rol oynadığını ifade etti.
Çocukluk döneminde öğrenilen davranışların değiştirilebileceğine de dikkat çeken Tarhan, kişinin geçmişte maruz kaldığı şiddeti sonraki yaşamında sürdürmek zorunda olmadığını belirtti.
Şiddetin önlenmesi için çocuklara erken yaşlardan itibaren özdenetim, empati, özbilinç ve ahlaki düşünme becerilerinin kazandırılması gerektiğini söyleyen Tarhan, bu eğitimin anaokulu döneminden itibaren başlaması gerektiğini ifade etti.
Çocukların başkalarının duygularını anlamayı, haklarına saygı göstermeyi ve davranışlarının sonuçlarını değerlendirmeyi öğrenmesinin toplumsal şiddetin azaltılmasına katkı sağlayacağını belirten Tarhan, eğitimde akıl ve bilimin rehber alınması gerektiğini kaydetti.
Empati, nezaket ve iyilik duygularının geliştirilmesinin şiddetle mücadelede önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “akran zorbalığı” kavramının karşısında akran nezaketi ve akran iyiliği anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Tarhan, iyilik yapmayı yaşamının bir parçası haline getiren bireylerin başkalarının haklarına daha fazla saygı göstereceğini ve şiddetten uzak durma ihtimalinin artacağını ifade etti.
Şiddetin önlenebilmesi için biyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel boyutların birlikte ele alınması gerektiğini belirten Tarhan, bireysel ve toplumsal düzeyde özdenetim ile empati eğitimlerinin yaygınlaştırılması çağrısında bulundu.



