Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından kaleme alınan ve Timaş Yayınları etiketiyle okurla buluşan "Bilinçli Aile Olmak – Ailede Fırsat Eğitimi" adlı eser, 14'üncü baskısına ulaşarak günümüz toplumsal yapısını tehdit eden krizlere ışık tutmayı sürdürüyor. İlk baskısı 2014 yılında yapılan kitapta ortaya konan "Evin kapısı artık kontrolsüz dijital sokağa açılıyor" tespiti, akıllı telefonların ve sosyal medya mecralarının haneleri kuşattığı günümüz dünyasında yaşanan kimlik erozyonunu ve sanal oburluğu çok önceden haber veren bir teşhis olarak öne çıkıyor.
Maddi olanakların artmasına rağmen manevi huzurun zayıfladığına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, modern çağın çelişkilerini çarpıcı gözlemlerle özetliyor. Ekonomik büyüme, genişleyen konutlar ve artan tüketim imkânlarının bireysel egoları beslerken empati, merhamet ve sabır duygularını aşındırdığını ifade eden Tarhan, yeni kuşakların hız ve haz odaklı dünyevileşme dalgasına kapıldığını belirtiyor. Ailenin yalnızca sığınılacak bir barınak değil, erdemli insan yetiştirmenin birincil kaynağı olduğuna işaret eden uzman isim, şikâyet üretmek yerine hane içi ilişki dinamiklerini onaracak somut adımların ivedilikle atılması gerektiğini vurguluyor.
Ebeveynlerin çocuklarıyla kurduğu iletişimde geleneksel ve tek taraflı nasihat yöntemlerinin günümüz koşullarında geçerliliğini yitirdiğini belirten eser, sorun odaklı yaklaşım yerine yapıcı bir model sunuyor. İnternetin getirdiği denetimsiz ortam karşısında çocukları yasaklarla sınırlandırmak yerine, onlara içsel denetim mekanizmaları kazandırmak ve aileyi güvenli bir liman haline getirmek en gerçekçi çıkış yolu olarak tanımlanıyor.
Sorunları Krize Değil "Fırsat Eğitimine" Dönüştürme Yolu
Pedagojik yaklaşımlarda köklü bir zihniyet dönüşümü öneren çalışma, günlük hayatın akışı içerisinde meydana gelen uyuşmazlıkların doğal bir öğrenme laboratuvarına çevrilmesini sağlayan "fırsat eğitimi" metodunu temel alıyor. Hız ve yoğunluk baskısı altındaki ailelerde çocukların hataları, gerilimleri veya kardeş kavgaları doğru yönetildiği takdirde; sorumluluk bilinci, adalet algısı ve problem çözme becerisinin kazandırıldığı kalıcı birer yaşam dersine dönüşebiliyor.
Sağlıklı bir aile ortamının hiçbir çatışmanın yaşanmadığı kusursuz bir alan olmadığını hatırlatan Nevzat Tarhan, kriz anlarında "Kim haklı?" kavgasına tutuşmak yerine "Bu meseleyi birlikte nasıl aşabiliriz?" zihniyetine geçilmesinin önemine değiniyor. Aile bireylerinin kendi beklentilerini ve iletişim tarzlarını sorgulaması, karşılaşılan pürüzlerin ilişkiyi derinleştiren birer araca evrilmesini sağlıyor.
Eşler arasındaki bağın sürdürülebilirliği ise sevginin yalnızca sözcüklerde kalmayıp eyleme dökülmesine bağlanıyor. Eşlerden birinin rahatsızlandığında gösterilen ilgi, ekonomik zorluk anlarında sergilenen dayanışma ve karşılıklı kişilik haklarına duyulan saygı, sözlü iltifatlardan çok daha derin bir bağlılık yaratıyor. Aile üyelerinin hata yaptıklarında aşağılanmayacaklarını bilmeleri ve düşüncelerini özgürce paylaşabilmeleri, evin temel sermayesi olan güven duygusunu perçinliyor.
Bireysellik ile aidiyet arasındaki dengenin korunması da sağlıklı evliliklerin anahtarı olarak sunuluyor. Kişinin kendi özel alanını korurken aynı zamanda ortak değerler etrafında "biz" olmayı başarabilmesi, kararların tek bir otorite tarafından değil istişare kültürüyle alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Hak ve sorumlulukların adalete uygun dağıtıldığı, çocukların birbirleriyle kıyaslanmadığı yapılar, ev içindeki huzurun temelini inşa ediyor.
Sosyal Entropi Yasası ve Emek Verilmeyen İlişkilerin Çözülmesi
İlişkilerin doğal seyrini termodinamikteki entropi prensibi üzerinden temellendiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dışarıdan bilinçli bir emek harcanmadığı takdirde sistemlerin kendiliğinden bozulma eğiliminde olduğunu ifade ediyor. Tıpkı bakımı ihmal edilen bir bahçenin zamanla yabani otlar tarafından işgal edilmesi gibi, aile içi bağların da düzenli zaman yatırımı ve duygusal yakınlık gösterilmediğinde soğumaya ve dağılmaya mahkûm olduğu belirtiliyor.
Modern dünyada evliliklerin kurtarılması için sihirli reçeteler peşinde koşmak yerine, işe ve maddi eşyalara ayrılan enerjinin eşe ve çocuklara yönlendirilmesi şart koşuluyor. Birlikte geçirilen kaliteli zaman, karşılıklı göz teması ve dinleme alışkanlığı, dış dünyadan sızan dijital yabancılaşma baskısını bertaraf eden en güçlü zırhı meydana getiriyor. Doğru yönetilen aile içi krizlerin bağları koparmak yerine güçlendiren birer tecrübe olarak değerlendirilmesi, modernitenin yarattığı sosyolojik tahribata karşı en sağlam toplumsal sığınağı teşkil ediyor.
Yorumlar
Bu haberi ilk yorumlayan sen ol.